BLOG'umuza HOŞGELDİNİZ ...

AB, AB-Türkiye ilişkileri, projelerimiz ve faaliyetlerimizle ilgili kısa güncellemeleri paylaşacağımız blogumuza hoş geldiniz.

 

 



AVRUPA KOMŞULUK POLİTİKASI (AKP) 

Avrupa Birliği’nin 2004 yılındaki genişleme sürecine paralel olarak temelleri atılan Avrupa Komşuluk Politikası (AKP), AB’nin genişleme politikasının dışındaki yeni komşularıyla ilişkilerinin derinleştirilmesi ve güçlendirilmesi amacını taşır.

AKP, Doğu ve Güney Komşularına en yakın olan 16 ülkeyi kapsamaktadır. Güney ülkeleri Cezayir, Mısır, İsrail, Ürdün, Lübnan, Libya, Fas, Filistin, Suriye ve Tunus. Doğu ülkeleri Ermenistan, Azerbaycan, Belarus, Gürcistan, Moldova ve Ukrayna'dır. Rusya, ENP kapsamındaki Sınır Ötesi İşbirliği faaliyetlerinde yer almaktadır ve AKP'nin bir parçası değildir.

AKP’nin ana odakları;

Ortak değerler ve çıkarlar çerçevesinde siyasi işbirliği geliştirmek;

Ekonomik bütünleşme ve ekonomik reform süreçlerini desteklemek ve komşu ülkelerin refah düzeyinin arttırılmasına katkıda bulunmak;

Avrupa Güvenlik Stratejisi’yle de paralel olarak komşu ülkelerle kalkınma, çevre, silahsızlanma ve terörizm konularında ortak çalışmalar yürüterek, istikrar ve güvenliğin arttırılmasını sağlamaktır.

 

Detaylı bilgi için:

Yazarlar: Ayhan Kaya, Senem Aydın-Düzgit, Yaprak Gürsoy, Özge Onursal Beşgül



SCHENGEN 

Benelüx nedir?

Benelüx, üç sınırdaş ülkenin politik ve coğrafi işbirliği için bir araya gelerek ortak bir alan yaratması ile oluşan coğrafi bir bölgedir. Benelüx adı ise bu üç ülkenin kendi dillerindeki baş harflerinin bir araya gelmesi ile oluşmaktadır. (Belgium, Netherlands, Luxembourg)

 

Kaynak: https://www.reddit.com/r/vexillology/comments/5lxkeg/austrohungarianized_benelux_flag/

 

Dünya üzerinde birçok ülkenin Benelüx örneğinde olduğu gibi politik, ticari ya da sosyal motivasyonlar ile işbirliği içine girip aralarındaki bazı sınırları kaldırdığını görebiliriz. İşte Avrupa Birliği'nin de bugün pozitif ve sosyal entegrasyon konusunda gelişimine katkı sağlayan Schengen Anlaşması ile oluşan Schengen Bölgesi de bu işbirliği modeline uygun bir örnektir.

 

Kaynak: http://www.differencebetween.net/miscellaneous/politics/differences-between-schengen-countries-and-eu-countries/

 

Fakat Schengen Bölgesi Avrupa Birliği ile sınırlı ve doğrudan Avrupa Birliği üyeliği ile kazanılan bir hak değildir. Schengen Bölgesi ile Avrupa Birliği karıştırılmamalıdır.

Bugün Avrupa Birliği'ne üyelik statüsünü kazanmış her devlet, direkt olarak Schengen alanına dahil sayılmaz. Tam üyelik statüsü için gerekli koşulları sağlayan her devletin Schengen Bölgesine katılımı için ayrıca gerekli yeterliliği sağlaması gerekmektedir. Tıpkı Avrupa Birliği üyesi olmayan fakat bu serbest dolaşım alanına katılmış diğer ülkelerin de kabul için gerekli koşulları sağladığı gibi. (İsviçre, Norveç, İzlanda, Lihtenştayn)

Schengen Anlaşması ve bu anlaşmanın sağladığı serbest dolaşım hakkı 1985 tarihine kadar uzanmaktadır. 1985 yılında beş Avrupa Topluluğu üyesi devlet (Fransa, Almanya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg) iç sınırlardaki kontrollerin düzenli ve güvenli bir şekilde kaldırılması için ilk adımı attı ve Schengen Anlaşmasını imzaladı. Yapılan bu ilk anlaşma ile oluşan alan, zamanla diğer ülkelerin katılımı ile sürekli olarak genişledi ve bugünkü Schengen Bölgesini oluşturdu. Schengen Sözleşmesi Avrupa Birliği hukukunun birincil kaynaklarına ise 1999 yılında yapılan Amsterdam Anlaşması ile dahil edildi.

 

Kaynak: https://www.schengenvisainfo.com/schengen-agreement/

 

Bugün Schengen Bölgesine üye 26 ülke bulunmaktadır ve bu ülkelerden yalnızca 4'ü Avrupa Birliği üyesi değildir. Aynı zamanda Avrupa Birliği üyesi olan fakat Schengen Bölgesi'ne üye olmayan da 2 ülke bulunmaktadır: İngiltere ve İrlanda.

Schengen Alanına Dahil Ülkeler:

  • Belçika
  • Avusturya
  • Çek Cumhuriyeti
  • Danimarka
  • Estonya
  • Finlandiya
  • Fransa
  • Almanya
  • Yunanistan
  • Macaristan
  • İzlanda
  • İtalya
  • Letonya
  • Litvanya
  • Lüksemburg
  • Malta
  • Hollanda
  • Norveç
  • Polonya
  • Portekiz
  • Slovakya
  • Slovenya
  • İspanya
  • İsveç
  • İsviçre
  • Lihtenştayn​

Ayrıntılı bilgi için bakınız: https://www.schengenvisainfo.com/tr/schengen-bolgesi-ulkeleri-listesi/

Ayrıntılı bilgi için bakınız: https://www.avrupa.info.tr/tr/schengen-bolgesi-602​

 

*Avrupa Birliği hakkında ayrıntılı bilgi için Jean Monnet Dijital Avrupa Birliği: Lise ve İlköğretim Öğrencileri için Türkçe e-kitap devam Projesi kapsamında hazırlanan animasyonu izleyebilirsiniz.

Animasyon: Avrupa Birliği Nedir?



MODEL EUROPEAN UNION

Günümüz temsili demokrasilerinde parlamento, demokrasinin adeta şah damarıdır. Demokrasi kavramının  tanımı ancak, halkın temsiliyet organı olan parlementonun, verimli bir şekilde işlerliğine kavuştuğunda anlam kazanır. Parlamento üyeleri demokrasi ile yonetilen tüm ulus devletlerde genellikle doğrudan halk tarafından kendilerinin sesi olmak ve halkın talepleri doğrultusunda hak aramak için seçilir. Günümüz dünya düzeninde, halkın kendi kendini yonetmesinin en kilit noktası, işler bir parlamentoya sahip olmasıdır. İşte tam da bu doğrultuda Avrupa Birliği'nin sahip olduğu Avrupa Parlamentosu da, tıpkı yerel parlamentolar gibi, Avrupa vatandaşlarının sesi olmak ve onların hak ve taleplerini dile getirmek için oldukça aktif bir şekilde calışmaktadır. Avrupa Birliği, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerini en temel değerleri olarak benimsediğini her fırsatta göstermiş ve Avrupa Parlamentosunun görev ve yetkilerini zaman içinde sürekli bir şekilde arttırmıştır. Bugün Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği karar alma sürecinde, Konsey ile eşit söz hakkına sahiptir. Yani üye ülkeleri bağlayacak olan hukuki düzenlemeler, Avrupa Parlamentosu ve Konseyi'nin onayı ile mümkündür. Ayrıca Avrupa  Parlamentosu, birlik vatandaşlarının çıkarlarını ve haklarını koruma konusunda  Komisyon'u denetleme hakkına da sahiptir.  

Bizler bu doğrultuda Avrupa Parlamentosu'nun simülasyon programı olan Model European Union'a katılmış bir öğrencinin ağzından bu konudaki deneyimlerini ufak bir mülakat ile öğrenmek ve bu görüşleri sizlere aktarmak istedik.

Keyifli okumalar...

 

Kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Hülya Ezgi Tolay. İzmir Ekonomi Üniversitesi, İşletme Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünden yeni mezun oldum.

Model European Union projesi nedir ve bu projeye nasıl dahil oldunuz?

MEU projesi, simülasyon programı altında lisan ve yüksek lisans derecelerindeki öğrenci ve yeni mezun kişiler için Avrupa Birliğinin isleyişini öğrenmeleri için uygulamalı eğitim fırsatı sunan bir programdır. Avrupa Birliğinin kontrolü altındadır ve bu programlar için yıllık ortalama 500 bin Euro bütçe ayrılmaktadır. Bu projeye dahil olma süreci ise biraz zor ama eğlenceli. Öncelikle başvuru formunu dolduruyoruz (transkript, niyet mektubu, ön yazı vb).  Daha sonra,  eğer uygun görülürseniz, makale yazmanız için birkaç soru soruluyor. Beni en zorlayan kısım makale yazma kısmıydı çünkü kelime sınırı 500 idi ve bütün bilgimi bu kadar kısa bir yazıya aktarabilmek benim için çok zordu. Eğer makaleniz uygun bulunursa eğitime katılmaya hak kazanmış oluyorsunuz ve süreç başlıyor. MEU 2018 için yapılan 500 başvurudan sadece 180i eğitime katılma hakkı kazandı. Bunun yanı sıra eğitim programının katılım ücreti de var(150 Euro). Bu katılım ücreti içerisinde konaklama, şehir içi ulaşım, yemek, şehir gezisi gibi birçok hizmet bulunmaktadır. Ayrıca burs alabilme imkânları da mevcuttur. Ben burslu katıldım mesela. Burs için ise belirli bazı şartlar var. Resmi internet sitesinden bu şartların neler olduğuna ulaşabilmeniz mümkün.

Bu simülasyonda pozisyonunuz ne idi?

Ben bu simülasyonda Almanya'dan katılım sağlayan bir Avrupa parlamentosu üyesiydim. Üye olduğum parti grubu ise sosyal demokratlardı.

Progressive Alliance of Socialists and Democrats (S&D)

http://www.socialistsanddemocrats.eu/

Türk Parlamentosu ile Avrupa Birliği Parlamentosu arasında nasıl farklar ve benzerlikler gözlemlediniz?

Benim gözlemime göre farklılıklardan çok benzerlikler söz konusuydu. Sonuçta parlamento işleyiş sistemi demokrasi ile yönetilen tüm ülkelerde birbirine çok benzer. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, AB’de çok partili bir sistem söz konusu. Tıpkı Türkiye’deki gibi ve hem partiler arasında hem de siyasal sistemde parçalanmalar oldukça fazla. Sağcı, solcu, aşırı sağcı, aşırı solcu, muhafazakârlar gibi. Mesela Avrupa Birliğinde en güçlü partilerden birisi EPP/Merkez Sağ ve Hristiyan Demokratlar. AKP gibi sağ eğilimli bir partidir ve parlamentoda çoğunluğu sağlamaktadır. Farklılık olarak ise şunu söyleyebiliriz; Avrupa Birliği içerisindeki parti vekilleri birbirlerini ciddi şekilde eleştirebiliyorlar fakat bu eleştiriler, kesinlikle saygı çerçevesini hiç aşmadı benim katıldığım MEU programında. Fakat Türkiye Parlamentosunda ne yazık ki vekillerimizin fikir ayrılıkları kavga ya da hakaret ile sonuçlanabiliyor. AB’de bu durumun söz konusu olmamasını insanların demokrasiyi kendi yaşantılarına dahi katlamaları olarak yorumlayabiliriz.

Birliğin benimsediği demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin yansımalarını hissedebildiniz mi?

Kesinlikle hissettim. Daha önce de belirttiğim gibi şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki; demokrasi ruhunu günlük yaşantılarında dahi benimsemişler. Yasama, yürütme ve yargı organları keskin bir şekilde birbirinden ayrılmaktadır. Bunu bu programda net bir şekilde hissettim. Gerçek demokrasiyi gözlemlemek paha biçilemezdi.

Proje çalışanlarının ( sizi ağırlayan ekibin ) size yaklaşımı hakkındaki gözlemleriniz nelerdir?

Öncelikle hepsinin gönüllü çalışanlar olduğunu belirtmek isterim. Çok ciddi zaman ve emek harcanmıştı. Gönüllü çalışanların işini ciddiyetle, saygıyla ve aşkla yaptıklarını görmemek için kör olmak gerekirdi. Programın sonuna kadar hiçbir sistemsel aksaklık yaşamadık her şey son derece disiplinle planlanmıştı ve kusursuzdu. 

Avrupa Birliği Parlamenterlerinin parlamentoda ulusal kimliklerini değil de siyasal görüşlerini temsil etmelerinin sebepleri nelerdir? Bu durum, karar alma mekanizmasına ne şekilde yansımaktadır?

Avrupa Birliği parlamenterleri;  parlamentoda, mensubu oldukları üye devletlerden ziyade birliğin vatandaşlarını temsil etmektedirler ve bu yüzden parlamenterlerin parti grupları ülkelerine göre değil eğilimli oldukları siyasal görüşlerine göre belirlenir. Parlamentoda bir grup kurmak için en az 7 farklı üye ülkeden 25 kişi sayısına ulaşmanız gerekmektedir. Birlik böylece Avrupa Birliği Vatandaşlığı kavramını geliştirmeye ve demokrasi açığını kapatmaya çalışır. Birlik bu sayede parlamento üyelerinin bireysel ülke çıkarlarını değil, tüm Avrupa vatandaşlarının siyasal görüşleri ve çıkarlarını savunmaları hedeflemiştir. Fakat tabii ki de işleyişte zaman zaman aksaklıklar çıkabiliyor. Katılmış olduğum simülasyon programında da bunun bir örneğini yaşadık, dilerseniz bahsetmek isterim.

LGBT hakları ile ilgili bir yasa değişikliğine gidildi fakat sol görüşlü bir parti olan Yeşiller ideolojik olarak zaten kendi aralarında fikir ayrılıkları yaşıyorlardı. Bu konu üzerindeki yasa değişikliğinde, bazı Yeşiller Avrupa Birliği Vatandaşlığı kavramını umursamayarak kendi ülkesinin vatandaşlarının çıkarlarını düşündüler ve bu nedenle parti arasında ciddi bölünmeler yaşandı. Bu olayın sonucunda oylamaya gidilmeden önce yeni bir korsan parti kuruldu ve bu şekilde Yeşiller bölünmüş oldular. Bu noktada, AB ilkelerine göre Avrupa Birliği içerisindeki vatandaşlık hakları konuşulması gerekirken bireysellik ön plana çıkmış oldu. Fakat yine de demokrasinin temel kavramlarının tehlikeye atılmadığının altını çizmek isterim.

Bir parlamentoda farklı ulusal kimliğe sahip insanlarla aynı fikir üzerinde çalışmanın size kazandırdıkları oldu mu?

Yukarıda da birkaç kez belirttiğim gibi AB’nin temeli hoşgörüye, saygıya, demokrasiye dayanıyor demek hiç yanlış olmaz. Ara sıra aksaklıklar çıksa da birlik olma mantığını her Avrupa Birliği’ne üye olan devlet başarmış diyebilirim. Yine katıldığım programdan örnek vererek açıklayacak olursam sağ eğilimli olan EPP kendi içlerinde hemen hemen her yasa değişikliğinde fikir ayrılıklarına düştüler. Fakat saygı, karşılıklı özveri ile bir sorun çıkmadan uzlaşmayı başarabildiler. Hepsinin farklı ülkeleri temsil etmelerine ve aynı kanun değişikliği üzerinde farklı görüşlere sahip olmalarına rağmen herkesin çıkarları göz önüne alınarak ortak sonuca çok rahat varıldı.

Sizin eklemek istedikleriniz var mı?

MEU, benim gibi Sosyal Bilimler Fakültesi öğrencilerinin okulda öğrendikleri bilgileri pratikte uygulama ve kavrama imkanı sunuyor. Bu simülasyona bu bölümlerde okuyan herkesin katılmasını tavsiye ederim. Bunun yanında program sonunda sertifika veriliyor. Sosyal Bilimler Fakültesi öğrencileri için böyle bir sertifikaya sahip olmanın önemini vurgulamama gerek yok diye düşünüyorum. Ayrıca; bu programa katılarak tecrübe edinildiği için ilerleyen yıllarda gönüllü olarak organizasyon ekibi üyesi olarak çalışabilme imkânları da var. Bunun yanı sıra kendi adıma konuşacak olursam Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bitirmiş birisi olarak AB parlamentosunu görmek, o demokrasi ruhunun bir parçası olabilmek, bize senelerce yazılarak öğretilen kavramların uygulamalı şekline şahit olmak çok mutluluk vericiydi ve aynı zamanda öğreticiydi.

Ayrıntılı bilgi için: http://www.meu-strasbourg.org/

Youtube kanalı: https://www.youtube.com/user/MEUStrasbourg/featured

 

 

 

Görseller için kaynak: https://www.facebook.com/meustrasbourg

Röportajı yapan: Ekin Doruk , Stajyer, Avrupa Birliği İlişkileri Bölümü öğrencisi



AVRUPA BİRLİĞİ'NİN 2004 GENİŞLEMESİ

Kaynak:https://epthinktank.eu/2016/01/16/enlargement-what-think-tanks-are-thinking/

 

2.Dünya Savaşı sonrası oluşan iki kutuplu yeni dünya düzeninde 6 kurucu ülke tarafından 1951 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Birliği Antlaşması ile ilk adımları atılan Avrupa Birliği, 1990’lı yıllara gelindiğinde 3 genişleme hareketi ile 15 üyeye ulaşmıştı. Fakat Avrupa entegrasyonu fikrinin tamamlayıcısı olan genişleme politikasının en etkili ve önemli basamağı 2004 yılında üye sayısını 25’e yükselten Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerinin birliğe katılımı oldu. Üstelik bu katılım aynı zamanda birlik içindeki ‘’koşulluluk ilkesinin’’ de kurumsallaşmasını sağladı.

Soğuk Savaşı sonu Berlin Duvarı’nın yıkılışı ile tekrar yapılanan dünya düzeninde Sovyetlerden kopan Merkez ve Doğu Avrupa ülkeleri planlayıcı ekonomi ve otoriter rejim sonrası demokrasi ilkesini ve serbest piyasa ekonomisini benimseyerek Avrupa bütünleşmesi çizgisine yaklaşmakta kararlıydılar. Avrupa Birliği’nden bağımsız olarak da yüzyıllardır süre gelen ‘’Birleşik Avrupa’’ hayali, nihayet Soğuk Savaş sonrası tekrar gün yüzüne çıkmıştı. Bu ülkeler Batı Avrupa Bütünleşmesine dahil olmanın diğer olası seçeneklerden daha faydalı ve barışçıl olacağına inanmaktaydı. Avrupa Birliği’nin ise bu bütünleşmeye bakış açısı 21-22 Haziran 1993 yılında yapılan Kopenhag Zirvesi ile belli olmuş ve AB Merkez ve Doğu Avrupa Ülkelerinin gerekli ekonomik ve siyasi kriterleri yerine getirip, sorumlulukları karşılamaları durumunda birliğe üye olabileceklerini ifade etmiştir.

Kopenhag Zirvesi’nde ilk defa Avrupa Birliği üyeliği ve kabulü koşulları yazılı olarak üç başlık altında ‘’Kopenhag Kriterleri’’ olarak derlenmiştir.

•Siyasi kriterler: Aday ülke, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlıkların korunması ve kabul görmesinin güvence altına alındığı istikrarlı bir kurumsal yapıya kavuşmuş olmalıdır.

•Ekonomik kriterler: Aday ülkede iyi işleyen bir pazar ekonomisi ve AB içindeki piyasa güçlerine ve rekabet baskısına karşı koyabilme kapasitesi bulunmalıdır.

•Topluluk müktesebatının kabulü: Aday ülke, siyasi, iktisadi ve parasal birliklerin amaçlarına uyulması dâhil olmak üzere, Avrupa Birliği mevzuatını üstlenebilme ve uygulayabilme kapasitesine sahip olmalıdır. Bunlar arasında siyasi kriterler, yani demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıklara saygı AB'ye üyelik görüşmelerinin başlaması için ön koşuldur. Bu kriterleri yerine getirmeyen bir ülke ile müzakere süreci başlatılmamaktadır.

Kaynak: https://www.ikv.org.tr/ikv.asp?id=281

AB'ye katılım sürecinde Komisyon, aday ülkelerin Kopenhag Kriterlerini karşılama yönünde kaydettikleri ilerlemeleri düzenli olarak izlemekte ve 'İlerleme Raporu' ile ortaya koymaktadır. 'Katılım Ortaklığı Belgesi' ise aday ülkelerin üyelik yönünde gerçekleştirmeleri gereken tüm çalışmaları önceliklerine göre bir takvim çerçevesinde ortaya koymaktadır. Her aday ülke, Katılım Ortaklığı Belgesi'nde belirtilen önceliklerin yerine getirilmesi ve AB müktesebatına uyum sağlanması için detaylı bir 'Ulusal Program' hazırlamaktadır.

 

Kaynak: https://www.videoblocks.com/video/enlargement-of-the-european-union-animated-infographics-map-rdq536rfgizl1ediu

 

2004 Tarihinde Avrupa Birliğinin 4. Genişlemesi ile Birliğe Dahil Olan Ülkeler:

Macaristan

Polonya

Çek Cumhuriyeti

Slovenya

Estonya

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi

Letonya

Litvanya

Malta

Slovakya

 

Ayrıntılı bilgi için: https://www.avrupa.info.tr/fileadmin/Content/publications/tr/TR_071123_ENL-Understand_pq.pdf



GENÇLER, TEMEL HAKLARINIZI BİLİN...

 

İnsan saygınlığı, eşitlik, adalet, özgürlük, dayanışma gibi evrensel değerleri koruyarak demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri üzerine kurulan Avrupa Birliği, bireyin sahip olduğu hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi konusunda her zaman ilerleme kaydetmiştir. Birlik bu değerlerin korunmasına ve geliştirilmesine katkıda bulunurken Avrupa halklarının farklı kültür ve gelenekleri ile üye devletlerin milli kimliklerine saygı duymaktadır.

Birlik kuruluşunun erken yıllarında birincil kaynaklarda bu konu hakkında bir düzenleme olmaması ile birlikte, temel haklar şartı gerekliliği 60’lı yılların sonlarına doğru geliştirilmeye başlanan birlik içtihat hukuku ile ortaya çıkmıştır. 3-4 Haziran 1999 Köln Zirvesi Sonuç Bildirgesi’nde temel hakların korunması ve sermayenin malların, hizmetlerin, insanların serbest dolaşımı özgürlüğünün düzenli ve dengeli bir şekilde sürdürülebilmesi için sosyal ve bilimsel ilerlemeler ışığında bu hak ve özgürlüklerin bir bildirgede açıkça belirtilmesi gerektiğine karar verilmiş ve 7 Aralık 2000 tarihinde Nice’de ‘’Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’’ imzalandıktan sonra, Lizbon Antlaşması (2009) ile birincil hukuk kaynaklarına dahil edilmiştir. 

Bu Şart ile insanlık onuru, yaşama hakkı, işkence ve insanlık dışı muamele yasağı, kişinin bedensel-ruhsal dokunulmazlık hakkı gibi en temel haklar başta olmak üzere; üye ülkelerde yaşayan insanların bireysel haklarının düzenlendiği gibi, bireylerin birlik vatandaşlığı hakları da 5. Kısım’da düzenlenmiştir. Birlik dahilinde bir üye ülkede yaşayan her vatandaş (tıpkı yerel parlamentolarda olduğu gibi) Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanma ve aday olma hakkına sahiptir. Böylece bu şart ile birlik vatandaşlığı kavramı da geliştirilmiştir. 

Görsel İçin Kaynak: https://twitter.com/eu_commission/status/733239474327572481

 

Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı, Birliğin görev ve yetkileri ile yetki ikamesi (subsidiarity) ilkesi göz önünde bulundurularak üye devletlerin

Ortak anayasal değerleri ve uluslararası yükümlülüklerinden,

Avrupa Birliği ve Topluluk antlaşmalarından,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden,

Topluluk ve Avrupa Birliği tarafından kabul edilen sosyal şartlardan,

Avrupa Birliği Adalet Divanı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihat hukukundan kaynaklanan hakları kapsamaktadır.

 

Temel Haklar Şartı Maddeleri İçin Bakınız:https://www.avrupa.info.tr/tr/avrupa-birligi-temel-haklar-bildirgesi-708 (TÜRKÇE)

Kaynak: http://europa.eu/rapid/press-release_MEMO-14-284_en.htm

 

 

Video Önerisi: 

Temel haklarınızı bilin



PAYLAŞILAN FARKLILIKLAR 

 

‘Politik ya da daha farklı şeylerden ayrılmak için biraz daha sanatı evrenselleştirmek gerekiyor. O yüzden Fransız Kültür Merkezi duvarına yaptığım sanatımın adı ‘Paylaşılan Farklılıklar.’ Jef Aerosol.

 - 1957 yılında Fransa’da doğan Jef Aerosol, bugün ilgisini daha çok sokak sanatına (Street art) yöneltmiş olan bir resim sanatçısı. –

 

     

Kaynak: https://gazetedokuzeylul.com/paylasilan-farkliliklar/

 

Farklı tarihsel, kültürel, siyasal ve toplumsal birikimlere sahip tarafların yan yana gelmesinin zaman zaman gerilimlere yol açtığını kabul etmek ile birlikte, bu bir araya gelişin karşılıklı bir güven ve anlayış ortamını yaratacağını beklemek de oldukça gerçekçi bir bakış açısıdır.

50 yılı aşkın süredir AB ile diyalogda ve 1999 Helsinki zirvesinden beri resmi olarak birlik adayı olan Türkiye ile birlik üyesi toplumların aralarındaki gerilim yaratan farklılıkların da bu bakış açısı ile ele alınması oldukça barışçıl bir yol olsa gerek. 

 

fransiz-kultur2

Kaynak: https://gazetedokuzeylul.com/paylasilan-farkliliklar/

 

Fransız sanatçı Jef Aerosol da bu derin olayı tam da bahsettiğim bakış açısından okuyor olsa gerek ki, İzmir Fransız Kültür Merkezi duvarına yaptığı eseri için şu sözleri dile getiriyor:

‘İzmir'deki duvar resimlerinde insanlar Türkiye ile Fransa'nın farklı buluşmalarına şahit olabilir. Burada hoşgörüyü ön plana çıkarmayı hedefledik. Türkiye ve Fransa çok güzel iki yer.’

Binlerce yıldır var olduğumuz dünyada, özellikle 1945 sonrası çizilen sınırlar ile oluşan günümüz haritalarına baktığımız zaman, insanlar bambaşka yerlerde oldukça aynı yapılagelişleri paylaşabiliyor. Dünyanın öbür ucunda bile kendinizden ya da kendi çevrenizden bir şeyler bulabilmek oldukça kolay bir durum. Çünkü insan her zaman kendisine yakın olanı arar ve bunu pek de bilinç dahilinde yapmaz. Bu varoluşsal bir meseledir, insan hayatta kalma içgüdüsü ile aynı olanı arar. Bu yüzden benzer olanı keşfetmek her zaman daha kolaydır.

Fakat pek farkında olmadığımız bir durum da var. Aynı şekilde dünyanın bambaşka köşelerinde gördüğümüz farklı toplumların biricik farklılıkları da tıpkı bizim çevremizdeki biricik farklılıklarla aynı özelliği taşıyor, bir diğerine karşı farklı olma özelliğini. Çünkü sonsuz sayıda var olan ve olacak olan ötekilerin paylaştıkları mutlak aynı olan tek şey, farklı olma özellikleridir.

Bu paylaşılan farklı olma statüsünün aslında insanoğlunun en büyük benzerliği olduğu farkındalığı ile hareket edip, farklılıkları değer katıcı ve besleyici tarafından ele alarak hayatlarımıza eklemler isek güven dolu ve barışçıl bir ortam oluşturmak daha kolay ve mümkün olacaktır.

Bizi biz yapan, değerlerimize değer katan farklı olandır.

Dünya farklılıkların birlikteliği ile güzeldir.

 

Kitap Önerisi:

 Farklılıkların Birlikteliği:Türkiye ve Avrupa'da Birarada Yaşama Tartışmaları

   



AVRUPA BİRLİĞİ'NİN KURUMSAL YAPISI (3. BÖLÜM)

AB Kurumsal yapı incelememizi bu haftaki 3.postumuzla bitiriyoruz.

 

Bölgeler Komitesi

Bölgesel Komite, AB içindeki yerel ve bölgesel idarelerin temsilcilerinden oluşan nitelikli bir komitedir. Komite 1994 yılında kurulmuştur ve çeşitli uzmanlık grupları halinde çalışır. Komite bünyesinde ayrıca çeşitli alt komiteler kurulabilir.  Belirli karar önerileri ya da sorunlar üzerine görüş taslakları da bu alt komiteler tarafından hazırlanır.

Mali Kurumlar: Avrupa Merkez Bankası

Avrupa Merkez Bankası, Euro Bölgesi'nin para politikalarını yürütme yetkisine sahip olan bağımsız bir kuruluştur. Avrupa Merkez Bankasının en önemli görevleri, AB’nin para politikalarını belirlemek, Euro’nun satın alma gücünü korumak ve Euro bölgesinde fiyat istikrarını sağlamaktır.

Mali Kurumlar: Avrupa Yatırım Bankası

Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa entegrasyonunun başlangıcından beri varlığını sürdüren bir kurumdur. Avrupa Yatırım Bankası'nın temel amacı, AB politika yönelimlerine uygun olarak yatırımları desteklemektir.

 

Okuma Önerisi:

Avrupa Birliği’ne Giriş Tarih, Kurumlar ve Politikalar



AVRUPA BİRLİĞİ'NİN KURUMSAL YAPISI (2. BÖLÜM)

Bu hafta AB’nin kurumsal yapısını incelemeye 2.bölümümüzle devam ediyoruz. 

 

Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD)

Avrupa Toplulukları Adalet Divanı Avrupa bütünleşmesinde en temel rolü oynayan hukuk kurumudur. AB kurucu antlaşmalarının yorumlanması ve uygulanmasının hukuk çerçevesi içinde kalınmasını sağlamak ATAD’ın temel görevidir. ATAD, kuruluşundan bu yana AB entegrasyonunda önemli bir rol oynamıştır.

 

Avrupa Birliği Sayıştayı

Sayıştay’ın bugünkü yapısı, 1975 yılında Lüksemburg’da oluşturulmuştur. Temel olarak Sayıştay, AB’nin gelir ve giderlerinin düzenini ve hukuka uygunluğunu denetleyen bir kurumdur.

 

Ekonomik ve Sosyal Konsey (ECOSOC)

Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi (ECOSOC), işçi ve işveren örgütlerinin temsilcilerini içeren bir danışma organıdır. ECOSOC, AB ile ilgili konular hakkında Avrupa Komisyonu, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosuna görüş bildirmektedir. Böylelikle, ECOSOC, AB'nin karar alma kurumları ve AB vatandaşları arasında köprü görevi görmektedir.

 

Okuma Önerisi:

Avrupa Birliği’ne Giriş Tarih, Kurumlar ve Politikalar



AVRUPA BİRLİĞİ'NİN KURUMSAL YAPISI (1. BÖLÜM)

 

AVRUPA BİRLİĞİ'NİN KARAR ALMA ÜÇGENİ

Bugün, Avrupa Birliği'nin “karar alma üçgeni” olarak da adlandırılan kurumsal yapısını inceleyeceğiz. Bu üç kurum;

  • Avrupa Parlamentosu:
  • Avrupa Birliği Konseyi ve
  • Avrupa Komisyonu’dur.

 

Avrupa Parlamentosu

Avrupa Parlamentosu, yasama, bütçe ve siyasi kontrol yetkisine sahiptir. Avrupa Parlamentosu’nda da genel kurul çalışmalarını hazırlamak için çeşitli komisyonlar kurulur. Komisyonlar her dönem Parlamento tarafından belirlenir ve sektörel temelli olarak organize edilir.

Avrupa Parlamentosu seçimleri 5 yılda bir yapılmaktadır. AB üye ülkelerindeki vatandaşların parlamentoda oy kullanma ve aday olma hakkı vardır. Avrupa Parlamentosu doğrudan oyla işbaşına gelen tek uluslararası platformdur. 

 

AB Bakanlar Konseyi

Avrupa Birliği’nin en önemli kurumlarından biri, Bakanlar Konseyi’dir. AB Bakanlar Konseyi'ni Avrupa Konseyi ile karıştırmamak gerekir.

AB Bakanlar Konseyi, AB'nin ana karar verme kurumudur ve üye ülkeler arasında ekonomik ve siyasi kararların yerine getirilmesi için koordinasyon rolü oynar.

 

Avrupa Komisyonu

Avrupa Komisyonu, AB kurumları arasında en özgün yapıya sahip olma özelliğini taşır.

Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği müktesebatının geliştirilmesi için çalışır ve kurucu Antlaşmalarının koruyucu görevini üstlenir.

Avrupa Birliği ortak politikalarının uygulanışını ve bütçesini denetler.

Uluslararası düzeyde ve üçüncü ülkeler nezdinde Avrupa Birliği’ni temsil eder. Ayrıca, komisyon, AB kurumları arasındaki olası çatışmalar için bir arabulucu pozisyonu üstleniyor.

 

Okuma Önerisi:

Avrupa Birliği’ne Giriş Tarih, Kurumlar ve Politikalar 



TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİK SÜRECİ

 

Türkiye, insanlık tarihinin en büyük barış projesi olarak nitelendirilen Avrupa Ekonomik Topluluğuna 1959 yılında ortaklık için başvuruda bulunmuştur. Avrupa Ekonomik Topluluğu Bakanlar Konseyi, Türkiye’nin başvurusunu kabul ederek üyelik koşullarını gerçekleştirinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık antlaşması imzalanmasını önermiştir.  

Ankara Anlaşması,  12 Eylül 1963 tarihinde imzalanmış ve 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin hukuki temelini oluşturması bakımından önemli bir antlaşmadır.

Ankara Anlaşması, Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğuna entegrasyonu için üç dönem belirlemiştir. Bu dönemler, 1964’ten itibaren başlayan hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve nihai dönem olarak belirtilmiştir.

Tüm süreci detaylı olarak AB Bakanlığının sitesinden inceleyebilirsiniz.

türkiye ab ile ilgili görsel sonucu

 



 

tratado de lisboa ile ilgili görsel sonucu

 

LİZBON ANTLAŞMASI ve ÖNEMİ (2007)

Reform Antlaşması olarak ta bilinen Lizbon Antlaşması 18-19 Ekim 2007'de Lizbon'da (Portekiz) yapılan zirvede onaylanmıştır. Uzun süre AB üye ülkelerinin tabi olacağı bir anayasa üzerine çalışılmıştır ancak Hollandalı ve Fransız seçmenlerin ulusal referandumlarda bu fikre karşı çıkması nedeniyle başarılı olunamamıştır. Lizbon Antlaşması 2009 yılında yürürlüğe girmiştir ve AB’nin yapısında ve karar alma mekanizmalarında önemli değişiklikler ön görmüştür.

Dış politikada tek seslilik amaçlı olarak atanan AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ise, Dışişleri Bakanlarını buluşturan Dış İlişkiler Konseyi toplantılarına başkanlık edecek ve AB Komisyonu başkan yardımcılığı görevini de üstlenecektir ve eşgüdüm sağlayacaktır.

Anlaşma aynı zamanda yeni bir oylama sistemi de getirmiştir. İkili çoğunluğun gerekli olduğu oylama sisteminde, karar alınabilmesi için ülke sayısı dikkate alındığında yüzde 55, ve ülke nüfusları dikkate alındığında yüzde 65 destek bulunmasını gerekmektedir.Anlaşma aynı zamanda, Avrupa Parlamentosu’nun seçilmiş üyelerinin AB yasalarını uygulamak zorunda olduğu politika alanlarını arttırmıştır.



JEAN MONNET MÜKEMMELİYET MERKEZİ NEDİR?

Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezi (Jean Monnet Centre of Excellence), Avrupa Birliği ile ilgili konularda yeterlilik ve bir bilgi merkezi noktasıdır. Avrupa çalışmalarındaki çeşitli disiplinler ve kaynaklar arasında bağlantılar oluşturma ve diğer ülkelerdeki akademik kurumlarla bağlantıları geliştirme fırsatı vermek için üst düzey uzmanları bir araya getirir.

Merkezler, Avrupa Birliği konularıyla ilgili olmayan fakültelerin öğrencilerinin yanı sıra politika yapıcılar, memurlar, organize sivil toplum ve kamuya da ulaşmada önemli bir rol oynamaktadır. Daha fazla bilgi için AB Komisyonu web sitesini ziyaret edebilirsiniz: https://eacea.ec.europa.eu

İstanbul Bilgi Üniversitesi Avrupa Birliği Enstitüsü, Avrupa Komisyonu’nun "European Values at School-EUducate (Okulda Avrupa Değerleri" projesi ile Avrupa Birliği Komisyonu tarafından “Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezi" olarak kabul edilmiş; bu değerlendirmeyi de çok yüksek bir derece elde ederek kazanmıştır. Türkiye'de daha önce sadece üç kuruma verilmiş olan "Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezi" ünvanı İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Avrupa Birliği çalışmaları alanında 1996’dan bu yana sürdürmüş olduğu başarılı faaliyetlerin sonucudur.

Okulda Avrupa Değerleri projemiz ve etkinliklerimizi bu linkte bulabilirsiniz => https://eu.bilgi.edu.tr/tr/programs/jean-monnet-okulda-avrupa-degerleri/



MAASTRICHT ANTLAŞMASI 

7 Şubat 1992'de imzalanan Maastricht Antlaşması, Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun (AET) Avrupa Birliği'ne dönüşmesi için atılan son adım olarak bilinmektedir. Antlaşma yürürlüğe Kasım 1993'te girmiş ve Avrupa Birliği resmi olarak kurulmuştur. Bundan dolayı da antlaşmanın diğer adı Avrupa Birliği Antlaşmasıdır.

2007 yılında imzalanan Lizbon Antlaşması ile yürürlükten kaldırılan "Avrupa Birliği'nin 3 Sütunu" adı verilen birlik politikaları da bu antlaşmayla birlikte oluşturulmuştur.  

Bu üç sütunda; 

Topluluk sütunu ekonomik, toplumsal ve çevresel konuları,

Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası sütunu dış ilişkileri ve askeri konuları,

Güvenlik Güçleri ve Adalet Alanında İş Birliği sütunu ise suça karşı birlikte çalışma gibi konuları kapsamaktadır.

 



 

AVRUPA BİRLİĞİ SLOGANI: “ÇEŞİTLİLİK İÇİNDE BÜTÜNLÜK”

Avrupa Birliği 2000 yılından beri birliğin tüm resmi dillerine de tercüme edilmiş olan "çeşitlilik içinde bütünlük" sloganını kullanmaktadır. Bu slogan, Avrupa bayrağı ve Avrupa marşının yanında Birliğin en yeni sembollerinden biridir ve birçok farklı kültürün, dilin ve geleneğin bir arada olmasının AB’nin refah ve barışı için önemini simgelemektedir. 

AVRUPA BAYRAĞI

Avrupa bayrağın tarihi 1955'e kadar uzanmaktadır. İnsan haklarını savunan ve Avrupa kültürünü destekleyen Avrupa Konseyi, mevcut tasarımı kendi kullanımı için seçmiştir. Takip eden yıllarda ise gelişmekte olan diğer Avrupa kurumlarının da aynı bayrağı benimsemeleri için teşvikte bulunmuştur. Böylece Avrupa Birliği, mavi renk ve 12 sarı yıldız olan bir bayrakla simgeleşmeye başlamıştır. Bayrak, Avrupa'nın kimliği ve bütünlüğünü işaret etmektedir. Bazı insanlar 12 yıldızın AB üye ülkelerinin sayısını temsil ettiğini varsaysa da aslında bütünlük ve uyumu temsil etmektedir.

AVRUPA MARŞI

Avrupa Konseyi tarafından 1972 yılında Kabul edilen Avrupa Marşı, Beethoven'ın 9. Senfonisi'nin son bölümünden uyarlanmıştır. 1986'dan beri Avrupa Birliği tarafından kullanılmaktadır.

 

Daha fazla bilgi için:

https://europa.eu/european-union/about-eu/symbols/motto_en

 https://www.coe.int/en/web/about-us/the-european-flag

https://www.ab.gov.tr/262_en.html

 



9 MAYIS AVRUPA GÜNÜ

9 Mayıs 1950 tarihinde Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman, Avrupa'da barışçıl ilişkilerin kalıcı şekilde kurulması gerektiğinin zaruri olduğunu belirterek daha sistematik ve organize bir Avrupa kurmak gayesiyle bir kanun teklifi açıklamıştır. "Schuman Bildirisi" olarak da bilinen bu tasarı, bugün Avrupa Birliği olarak kabul ettiğimiz kurumun yapı taşı olarak görülmektedir.

1985 yılında Milan'da yapılan Zirve sonrasında 9 Mayıs'ın, "Avrupa Günü" olarak kutlanılması kararı alınmıştır.



AVRUPA BİRLİĞİ (AB) NEDİR?

Avrupa Birliği ya da kısaca AB, toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur. 

Dijital AB Kitabımızı gördünüz mü? Daha fazla bilgi ve animasyon video için: http://dijitalavrupa.bilgi.edu.tr/

Okuma Önerisi:

Avrupa Birliği’ne Giriş Tarih, Kurumlar ve Politikalar