PEOPLE'S VOTE MARCH

01 Kasım 2018 16:23

PEOPLE'S VOTE MARCH

Geçen haftanın konusuna ilave olarak, geçtiğimiz günlerde İngiltere'de Brexit karşıtı en büyük sivil toplum hareketi gerçekleşti. Biz de İngiltere’de yaşayan ve İngiliz vatandaşı olan bir konuğumuz ile bu konu hakkında bir röportaj yaptık. Keyifli okumalar dileriz.

Ne zamandır İngiltere’de yaşıyorsunuz bize biraz kendinizden bahseder misiniz? 
14 senedir İngiltere’de yaşıyorum ve 9 yıldır da İngiltere vatandaşıyım. Oy kullanıyorum. Evli ve iki çocuk annesi olarak ülke adına yapılan gelecek planları beni oldukça yakından ilgilendiriyor. Çocuk sahibi olmadan önce finans sektöründe çalıştım. Bu ülkeye ilk ziyaretim ise 1999’daydı. O yıllarda yönetimde olup son dönemini yaşayan işçi partisinin genel kararlarında adeta bir sağcı parti gibi hareket etmesine rağmen, ayakta kalmaya çalışan bir sosyalist düzenin varlığı bariz hissediliyordu. Sağlık ve eğitim alanlarında yaptıkları ilerici çalışmalar vardı ve genel olarak yabancılara ve diğer kültürlere kucak açan bir anlayış söz konusuydu... Beni de bu ülkeyle ilgili cezbeden konu özelikle bu kültürel renklilik olduğunu hatırlıyorum. 

Niçin Brexit’e karşısınız?
Brexit’in benim için en acı tarafı genç ve gelecek nesillerin elinden serbest dolaşım haklarının alınması. Avrupalı çalışanların ülkeyi Brexit’ten sonra terk etmesi üzerine ülke ekonomisi ve hizmet sektörü de zarar gördü. 
İngiltere, bu güne kadar Avrupa Birliğinin verdiği birçok bilim fonundan yararlandı mesela. Bu fırsatlar artık olmayacak. Brexit sonrası sosyal ve ekonomik alanda büyük kayıplar hal-i hazırda yaşanmaya başlandı. 
Sağcı partilerin başa geldiğinden bu yana son on yıl içerisinde de ekonominin kötüye doğru gitmesi ile doğru orantılı olarak, benim de kişisel olarak hissettiğim, yabancıları dışlayan bir tutum sergilenmekte. Bunda sağcı yapının her fırsatta yabancıların, özellikle Avrupa’dan gelip burada çalışan insanların ülke ekonomisine kattıkları değer görmezden gelinirken, dikkatleri bu grubun sosyal haklardan faydalanmalarına çekme politikaları sonucu, genel halk arasında bariz bir yabancı düşmanlığı görülmeye başlandı. Brexit ile milliyetçiliğin artması ve toplumda kabul görmeye başlaması kültürel zenginliğe karşı bir tehdit oluşturacak. 

Hepimizin bildiği üzere ilk yapılan referandumda Brexit desteği oyları yüksek çıkmıştı, fakat bugün görüyoruz ki Brexit’e karşı kesimin oranı da oldukça yüksek. Sizce bu görüş farklılığı gündelik hayatta toplum içerisinde bir ayrışma yaratıyor mu? 
Referandumun hemen ertesinde yaşanan büyük şokla birlikte toplumda görülebilecek en büyük uçurum açılmıştı. Aile ilişkileri, arkadaşlıklar hiç olmadığı kadar zedelendi. Referanduma kadar apolitik diyebileceğimiz İngiliz halkı politik düşüncelerini dile getirir oldu. Aylarca referandum sonuçlarından kaynaklı gerginlik, gelecekten umutsuz olma hali ve moral bozukluğu yaşandı. Hala da halk arasındaki bu uçurum kapanmış değil. Sandıktan ayrılma kararı çıkabileceğini ayrılığı destekleyenler dahi tahmin etmiyordu. Önümüzdeki 150 gün oldukça kritik bir dönem. Bu süre zarfında sivil toplum örgütlerinin çalışmalarına hız verip iktidarın Brexit ile ilgili doğru kararları uygulanmasında zorlayıcı bir rolü olacağını umuyorum.  

Sivil toplum kuruluşları ve diğer örgütler bu konuda ne gibi çalışmalar yürütüyor, bildiğiniz kadarıyla bize biraz bahseder misiniz? 
İktidarın Brexit anlaşmalarında verdiği yanlış kararlara tepki olarak gerçekleştirilen en büyük sivil toplum hareketi People’s Vote adı altında 20 Ekim’de Londra’da düzenlenen yürüyüştü. 700.000 yakın katılım vardı ve Blaire kabinesinin körfez savaşına katılma kararına karşı yapılan protestodan bu yana yapılmış en büyük tepki yürüyüşü idi. Aynı zamanda yakından takip ettiğim 400.000 üyesi olan sivil toplum örgütü ‘38 Derece’ var. Bu örgüt toplumsal kampanyalara destek veriyor, imza topluyor, milletvekilleriyle iletişime giriyor. Şeffaflık üzerine kurulu bir topluluk ve kurulduğundan bu yana birçok iyi yönde değişime imza attı. Bu yılki bütçe hazırlıkları boyunca birçok imza kampanyaları düzenleyerek iktidar üzerinde baskı oluşturdu ve bütçe içinde verilen beş iyi karara etkisi oldu. Bunlar çok büyük olmasa da önemli katkılar. Sosyal Sağlık Sistemine yıllık ek olarak 27,6 milyon sterlin ödenmesi, çalışan ebeveyn ve engelli vatandaşların ekonomik şartlarının iyileştirilmesi, Amazon’a dijital gelir vergisi ödeme zorunluluğunun getirilmesi, emeklilik fonlarının iyileştirilmesi kararlarının verilmesinde bu konularda yürüttüğü kampanyalarla etkin bir rol oynadı.  

Son olarak, sizin eklemek istedikleriniz var mı?
İngiltere Avrupa topluluğu üyesi olmanın getirdiği birçok avantajı üyelikten çıkma kararıyla kaybetme yolunda. Bu karar en yanlış zamanda verilmiş en yanlış karar. Avrupa Topluluğu girift bir yapı ve kendine has bir iç düzeni var. Vakt-i zamanında iktidarların kötü yönetimi ile kaybedilmiş birçok Avrupa Birliği özel ödenekleri de söz konusu. Geçmiş yönetimlerin beceriksizliğinin cezasını halk Brexit kararı vererek kendi ödüyor. Sırf o çok nefret ettikleri David Cameron Avrupa Birliği üyeliğinin devamını destekliyor diye ayrılma yönünde oy kullanan birçok insan oldu.  Ayrılmayı destekleyen güçler de kendi küçük çıkarları için tüm ülkenin çıkarlarını riske attılar. Referandum öncesinde Brexit’i destekleyenler Nazilerin kullandıkları propagandaları, taktikleri kullandı ve bolca yalan söyleyip boş vaatlerde bulundu. Bu ülkede 2016 referandumuyla bir nevi faşist bir darbe yaşandı. 

Röportajı Yapan: Demet Ekin DORUK  - Röportajı Veren: Zehra SHAKESPEARE

Tüm görseller Zehra SHAKESPEARE tarafından kaydedilmiştir.